10 Haziran 2010 Perşembe

Yer edinme ve kendini gösterme çabaları

Burası eğlenceli bir foruma benziyordu. Aktif, sürekli insanlarla dolu. Burada kendime arkadaş edinebilirdim. Bir yandan Nida ile MSN üzerinden konuşuyorduk ne yapabiliriz, nasıl bir başlık açarsak insanların dikkatini çeker, muhabbet ederiz insanlarla (bakın kızlarla demiyorum :)) tanışabiliriz derken, Nida'nın aklına "Fal" ile ilgili bir başlık geldi. Evet mantıklı, her kızın ve itiraf etmeseler de erkeklerin bu tarz konulara ilgisi olabileceğini biliyordum. Zaten kızlar doluşunca sapır sapır erkek kaynayacaktı bu başlık da. 
Neyse, Nida açtı başlığı: "Fala inanan, faldan anlayan var mı?"
Muhabbetler güzel gidiyordu. insanların ilgisini çekmişti ben de bir yandan bir nevi bilgi veriyor bilgimi konuşturuyordum. Evet insanlarla iletişime geçmeye başlamıştık. Forum üzerinden insanlarla muhabbet etmenin rahatlığı inanılmazdır. gerilmezsiniz, herkesin ortasındasınızdır çünkü. Bir süre sonra ilk mesajım geldi: Semiray. Kimseye mesaj atmadım ben tanımadan, yanlış olmasın :) Kendisi ile baya uzun uzun konuştuk, fal üzerine vs üzerine. Eğlenceliydi aslında, yeni bir arkadaş hatta hocam sitesinden ilk defa bir arkadaş edinmiştim. Aynı gece cinler üzerine de bir başlık açıldı. İşte burası benim uzmanlık alanım diyerek giriştim anlatmaya açıklamaya. Gerçekçi örnekler vererek anlatarak insanların bilgi sahibi olmasına yardımcı oluyordum. Güzel bir duyguydu. Akıllarda fal ve cinlerle ilgili olarak yer etsem de iyi bir başlangıçtı. Hatta ilk buluşmam, gerçek biriyle gerçek olarak görüşme kararım da o gece verilmiş oldu. İstanbul'daydım o gece. Ankara'ya gelince de yapacağım ilk iş Semiray ile buluşup ona kahve falı bakmak muhabbet etmek olacaktı. Hızlı mı başladım yavaş mı bilmiyordum ama sizi temin ederim aklımdaki tek şey sadece muhabbet etmek ve yeni bir insan tanımaktı :) İnsanları tanımak, muhabbet etmek benim için o kadar eşsiz bir tecrübedir ki, her insanın farklı bir kutu olduğunu görür ve her sohbette bu kutunun biraz daha kapağını araladığını görürsünüz. 
Ankara'ya iner inmez ODTÜ'de, Susam'dı sanırım (oha adını unuttum lan) burada buluşacaktık. Saat sabahın 10'u, ben daha yeni inmişim Ankara'ya vs vs. Neyse geldi Semiray muhabbeti ettik fal baktı, baktı. Güzel vakit geçirdik diyebilirim.
Öğledne sonra ayrıldık, ben her zamanki gibi ODTÜ Teknokentine, ATOM'a(Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi)günün sevincini ve tatminkarlığını yaşayarak, düşünceler içerisinde yol aldım. Bir arkadaşım olmuştu artık, arkadaş listemdeki arkadaş sayım 5 oldu :) 

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Teşekkür ve Veda

Sevgili Hocam.com ahalisi;
Biliyorum, saçma sapan başlıklara, gereksiz yazılara yorumlara hepimiz uyuz oluruz. Hatta “burasının ben ta ....” gibi mesajlardan sonra hesabını donduranlara da alışığız. Ancak bu gerçekten çok farklı bir yazıdır. Burada ne bir şikayet ne bir yakınma ne de bir küfür bulunmaktadır. Bu; çok güzel arkadaşların, harcanan onca vaktin, değerli insanların kazanıldığı bir sürecin, 2.5 yıllık “hocam.com” macerasının noktalanmasının  bir belgesidir.
2008 yılından bu yana, acı - tatlı, eğlenceli – sıkıcı, düzeyli – düzeysiz pek çok şey yaşadık hep birlikte. Burada, insanlardan çok şey öğrendim. Etkinlikler yaptık, buluştuk, sevdik, küfrettik, nefret ettik, öpüştük, seviştik, yıprandık, yıprattık, sarıldık, ağladık...
Kimi için “boş” sayılabilecek bu uzun sürede ben pek çok şey öğrendim. Sağlam arkadaşlıklar kurdum ve kendimdeki değişim inanılmazdı. Bunu size borçluyum evet. Düzenlediğimiz buluşma ve etkinliklerde pek çoğunuzla konuşup tanışma fırsatım oldu. Paylaşımlarımız oldu hatta Türkiyeyi gezdim diğer hocamlılarla tanışabilmek için.
Şimdi ise bu kocaman aileye veda etmek için bu yazıyı yazıyorum. Tamam kimileri için gereksizdir bu, ancak sessiz sedasız arkamı dönüp gitmek buradaki arkadaşlarıma saygısızlıktır benim için. Şimdiden gelen eksileri görür gibiyim J
Hocam da pek çok aksilik de yaşamış olsam da gülüp geçtim sadece, o yüzden şikayetçi olacağım biri ya da birileri yoktur. Şimdiye kadar elimden geldiğince dürüst olmaya çalıştım, olduğuma da inanıyorum. Kafalarda bırakılan soru işaretleri varsa benimle ilgili sormadığınız hata diyelim J
Diyeceksiniz ki “bre adam nedir söylemek istediğin?”
Söylemek istediğim şu arkadaşlar:
Evet bu bir internet sitesi, ancak burada bir fark var: buradaki insanlar gerçek. Gerçekten üzülüp gerçekten seviniyorlar. Buluşmalarda elle tutulup gözle görülebiliyorlar. Ve her biri bir başka kitap, bir başka öykü. Siz birbirinizi yermek, küfretmek, ezmeye çalışmak yerine birbirinizi daha yakından tanımaya çalışmalısınız. Bazen kıymet bilinmez veya geç anlaşılır. Ben hep bu kıymeti bilmeye çalıştım ve herkese değer verdim. Hak edene de etmeyene de. Ve emin olun bunu siz değil insanların kendilerinin verdiği kararlar belirliyor. Kimseye gösterdiğim iyi niyetten dolayı pişman değilim.
Hayı, size öğüt vermek değil amacım sadece içimi döküp paylaşıyorum.
Burada emin olun boş şeyler yaşamadım, dönüp giderken de boş değilim. Siz de sadece zaman öldürmeyin bir şeyler çekip koparın hocam.com’dan...
Sadece karı kız – erkek düşürme mekanı değil burası, günden güne kan kaybetse de yine seviyeli insanlarla dolup taşar. İnsanları yaftalamadan önce tekrar düşünmek lazım. Belki de hiç bir şey göründüğü gibi değildir.
Cümlelerime son verirken, öncelikle yayında ve yapımda emeği geçen hocam yaratıcılarına, daha sonra benim kendimi bulmamda yardımcı olan tanıdığım tanımadığım tüm hocam ahali ve ailesine teşekkür ederim.
Bu boş bir teşekkür değil, içten ve dolu dolu bir teşekkürdür.
Neden mi gidiyorum? Bazen tadında bırakmak lazım değil mi J Emre ÜNSAL’a ulaşmak isteyen kolaylıkla bulup ulaşabilir sadece istemesi yeterli. Hepinizi seviyorum, hepinize güzel bir hayat diliyorum ve sabredip okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

GÜLE GÜLE HOCAM.COM

28 Nisan 2010 Çarşamba

Başlangıç

    Evet, hocam.com benim gerçekten de bir değişim öykümdür diyebilirim. Bu forumlara üye olduğumdan beri başımdan pek çok olay geçti, çok fazla insan tanıdım, arkadaşım oldu. Daha öncesinde asosyale yakın bir insan olan ben; hocam sayesinde gerçekten çok fazla sosyal ve hatta popüler oldum. Evet gittikçe yükselen bir popülarite ve arkadaş sayısı ile hocamın bilinen isimlerinden olmuştum. Peki nasıl başladı bu yolculuk? Emre Ünsal nası bir tırtıldan gösterişli bir kelebeğe dönüşmüştü? Size bu başlangıçtan bahsedeceğim.
    2008 yılının kasım ayı idi. Hiç unutmayacağım :) Nida ile arkadaşlığımız daha da yakınlaşmış kankalığa dönmüştü. Ben ATOM'da (Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi) çalışmaya uğraşmaya adapte olmuş, tek sosyal aktivitem de Nida ile Çatı veya Arkabahçeye takılmakla sınırlanmış bir zamandı. Dürüst olmak gerekirse yeni yeni kendimi bulmaya başlamış, insanlarla tanışarak söz sahibi olmaya alışıyordum. Nida, benim bilgisayarımda kendi facebook ve hocam hesabına bakmak için izin istedi. Facebook'u biliyordum ancak hocam nedir ne değildir bir fikrim yoktu. Nida hocam'ı açtığında dikkatimi tek bir şey çekmişti: Kim Bakmış.
    Evet sadece bu kim bakmış olayı yüzünden hocam'a üye olmak istemiştim ilginç ve yaratıcı gelmişti çünkü. Nida sadece üniversitede halen öğrenci olanların üye olabildiğini söyledi ben buna rağmen şansımı denedim eski kazandığım okulu referans göstererek. Daha yeni diğer üniversitelere açılmıştı o zamanlar hocam.com. Üyelik bilgilerini doldurdum ve ertesi gün üyeliğim onaylanmıştı. 20 kasım 2008'de ben artık bir hocam üyesiydim. Yavaş yavaş bir kaç fotoğraf ekleyip (çok rezil fotolardı kabul =) ) forumlara yazmaya başlamıştım. İlk hafta sadece tanıdığım bir kaç kişiyi arkadaş olarak ekledim ve sadece onların profillerine bakıyordum. Biraz durgun gibiydi zaten. Sanki yeni yeni adım atmaya başlamış bir bebek gibiydim sitede. Arada Nida ve Selçuk'un yazdıklarına bakıyor, forum oyunlarında kendi çapımda eğleniyordum. Sosyallik? yok öyle bir şey. İlk haftalarda o saçmalayan çömez üyeler gibi ben de çok saçma şeyler yazmıştım. evet şimdi hatırlayıp hatırlayıp gülüyorum sadece :)